10 Ocak 2017

YALNIZLIĞIM ALLAH'A EMANET

Hayatını başkasına göre yaşayacaksın. Başkalarına göre... Senin İstanbul'dan ayrılmana şaşıracaklar, 80 il daha yokmuşçasına. 60 milyon insan boşuna yaşıyormuşçasına davranacaklar sana.

Başkaları nasıl giyiniyorsa öyle olmalısın. Özgür bir ülkedeyiz ancak göz zevkine uymak zorundasın. Kalıplara uymalısın. Yeni bir fikrin veya eylemin varsa faydasının önemi yok. Eskiye, alışkanlıklara aykırı olmasın kâfi.

Sonra... Tek bir kişi isteyeceksin halinden anlayan... Tek biri yeter seni anlayabilen... Yoksa? İşte bu yüzden yalnızlığı seçeceksin. "Tercih edilmiş yalnızlık iyidir" demişti o kadın. Kültür sanat köşesinde yazıyordu hani... Ne kadar çok haklıydı. Yalnızlığı tercih ettikçe insanların bırak cümlelerini, senden bağımsız ve sıradan bir davranışı bile tahammül sınırlarını zorlayacak.

Annen "şunu da ye" diyecek, elmayı gösterip. "Öf" diyemeyeceksin, çünkü o da haklı. Susacaksın. Yalnızlık düşecek aklına. İçin sıkılacak gene. Yalnızlığın ölçüsünü tutturamadığın her akşamda zihnin karışacak. Konuşacaksın kendi kendine. Dakikalarca… Tek bir kişi yetecekken ruhuna, kendinle baş başa kalacaksın. Yahut öyle günleri anımsayacaksın ki, sadece uyurken yalnız kalabilmiştin. 

Bitmeyecek çaresizliğin. Sebepler arayacak, bulamayacaksın. Oysaki detaylarda boğulmak yerine büyük resmi görmelisin. Bir el yetecek yüzün kadar kalbini de güldürmeye. Hep bekleyeceksin. Gelirse ne âlâ! Belki hiç gelmeyecek. Yüzün güldükçe yalnızlaşacaksın. Sonu gelmeyecek bir hikaye yazmak isteyeceksin. Bitecek kalemin… "Kalem mi kaldı" deme. Aşk kaldıysa gönüllerde, yazılacak mektup da olur. Kalemle… Kağıda… 

Sonra bir ses gelecek: "Etoooo!" diye. Mütemadiyen açık bir televizyondan gelen ses… Beynini donduracak, gönlünü köreltecek. Sonra günlük koşturmacalar düşecek aklına. Ne yaptın, neyi unuttun? Neden onu da demedin, niye oraya gitmedin? Detaylar, detaylar… Boğuşacaksın. Bir başka sessizlik anı gelene kadar...