8 Ekim 2012

ONURLU YAŞAMAK

İnsanlara onurlu yaşamayı, hak yememeyi anlatmaya çalıştım. Çoğu bana güldü. Ya ben onuru onlara anlatamadım ya da anlamak işlerine gelmiyordu. 'Neticede insan bencil bir varlıktır' diye düşündüm.

Yahut onur anlatılabilen değil, yaşanabilen bir şeydi. Yani dinleyerek değil, yaşayarak öğreniliyordu.

13 Eylül 2012

YAŞLI KADIN VE ÇOCUKLAR

Trafiğin can sıktığı saatlerdi yine. Eminönü’ne giden otobüsler Karaköy’ü kullandığı için Unkapanı köprüsüne doğru trafik sıkışır. Köprüden Şişhane’ye açılan yol ise bomboştur.

İşte o boşalan yolun başında, Şişhane’de inmenin verdiği talihsizlik bir yana dursun; alt geçidi geçince Haliç’in yaşattığı muazzam manzara gönlümü çeliyordu. Biraz seyrettikten sonra sevdiğim sokaklardan aşağılara doğru salınmaya başladım.

31 Ağustos 2012

HAYATA TUTUNABİLMEK

Adım adım ilerliyorum acele pişmanlıkların ibret-i eleminde…

Hızlı atılan adımlar en tehlikeli olanıdır. Birisinden ya da bir yerlerden kaçarcasına atılan her adım hızlıdır. Hayatı hızlı yaşamak da öyle… Kaçarcasına yaşamak… Oysaki aheste ilerlemek lazım çoğu zaman. Bekleyerek, gözlemleyerek ilerlemek hayatta, ‘İyi ki...’ ile başlayan cümle yığınları demektir. Fırsatın oluşmasını beklemek için acele etmemek gerekir. İşler rayına oturduğunda yol almak, hızlanmak güzeldir.


27 Haziran 2012

FUTBOL EŞİTTİR HAYAT

Futbol bir hayat bizce. Hayatımız futbol iyice…

Feridun Düzağaç bağlar futbolu hayata en güzel. En güzel sözler ondan çıkar. Ondan ilham almamak ne mümkün!


Sürekli kenarlara deplase oluyorum ancak ne pas atan var koşularıma ne de benden gayri golü düşünen. Herkes "1-0 olsun benim olsun" davasında. Hayatı ne gelecek için yaşıyorlar ne de zevk için...

5 Haziran 2012

TURİSTE 'HELLO' DEMEK

Sıcağın yaktığı bir öğleden sonraki saatlerdi. Oralarda görmeye pek alışkın olmadığım 2 turist sıcağa rağmen yokuşu tırmanarak muhtemel bir şekilde İstiklal Caddesi'ne ulaşmak gayretindeydi. Sıcağın boşalttığı yokuşun sonuna doğru 2 de çocuk belirdi. Adımlarını hızlandırmak isteğindeki heyecanla biri,

- Hello ne demek, dedi. Diğerinin yanıtı biraz ilginçti:

- Bay bay demek...